“Kim şimdi bu!?” diyenler olabilir J.

Belki “Ragıp Sarıca Paşa” dersek biraz daha netleşir konu. Hani şu Caddebostan Sahili’ndeki masalsı köşk var ya, yüzyıl başında onu yaptıran Paşa…Yaptıran derken sadece o deli maddi gücü değil, Paşanın ince zevkini de anmalı…

ragip-sarica-kosk

Dedeleri Yunanistan’ın Euboea (Eğriboz) Adası’ndan göç ederek İstanbul’ a yerleşir Paşa’nın.

Eğriboz adı, adayı anakaradan ayıran dar boğazın eski Yunanca adının (Evripos) yüzyıllar boyunca uğradığı değişikliklerin bir ürünü. Günde yedi kez yön değiştiren hızlı akıntıların dar boğazı Evripos…1463 – 1478 savaşının ardından Osmanlı İmparatorluğu’na geçen adanın ismi ( doğal olarak J ) Eğriboz olarak kalır.GR_Evia.png

Bilgi az ama Sarıca Ailesi’nin günümüze kadar uzanan kanadında, 19. ve 20. yüzyıllarda yaşayan Ragıp Paşa ve Arif Paşa kardeşler öne çıkar.

Ailenin büyük oğlu Ragıp Paşa Galatasaray Lisesi’ni ve Mülkiye Mektebi’ni bitirdikten sonra mabeyinci olarak Yıldız Sarayı’na alınır ve 1908 yılına kadar II. Abdülhamid’ e yakın sivil bir paşa olarak kamu hizmetini sürdürür. İki metreye yakın boyuyla Ragıp Paşa iyi derecede Rumca ve Fransızca bilir ve Batı kültürüne ilgisi ve zevkli kişiliği ile tanınır.

Debdebeli yaşantısı ve büyük bir servetinin yanında son derece zevkli ve bilgili olan Paşa, yaptırdığı büyük binalarda zevkini ve kültürünü simgeler.  Caddebostan’daki Köşkü ise 1906-1907 yıllarında Prusyalı ( hep bu Prusyalılar! ) mimar August Jasmund’a yaptırır, 40.000. altına…

İçinin tasarımı ve zarafeti ayrı, köşkün bahçesindeki arabalıkta birbirinden şık landon arabaları, ahırlarda ise çok kıymetli İngiliz atlarının bulunduğunu biliyoruz. Bahçedeki tarhlar her mevsim renkli çiçeklerle dolup taşar, en güzel çam, çınar ve kestane ağaçları tabii bir orman görüntüsü verir. Paşa kimi zaman özel istimbotla gelip, bazen de arabayı tercih eder.

Biraz daha fazla bilgi almak isteyenler Pınar Öğrenci’nin “Sarıca Ailesi Yapıları: Köşkler, Apartmanlar ve Yüzyıl Dönümünde İstanbul Konut Mimarisine Katkıları – Arradamento Mimarlık 1999, sayı 7/8” makalesine ve Müfid Ekdal’ın Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Kapalı Hayat Kutusu – Kadıköy Konakları” kitabına bakabilirler.

Hiç tanımadığım bu iki insana teşekkür ediyor, Pınar Hanım’a uzun ömürler, Müfid Bey’e de rahmet diliyorum. Haberimiz olmadığı halde yaptıklarımızın tanımadığımız insanları etkilemesini, onlara ışık olmasını büyüleyici buluyorum…

Paşa’ya dönersek, padişahın sevgili kullarından mıdır, yoksa içten içe muhalif midir, görevi biraz da ıstırap mı olmuştur bilinmez ama sevgili kulu addedilse gerek ki padişahın Selanik’e gönderilmesiyle o da kendini Rodos’ta sürgünde bulur. Yaşadıkları ağır gelmiş ola ki mide kanserine yakalanır. İşte şimdi “parayla saadet olmuyor “ ve “ dünya malı dünyada kalır” hizipleri kendilerine okkalı bir keyif kahvesi yapabilirler.

Paşa, tedavi için İsviçre’ye gitse de nihayet döndükten sonra 1920 yılında İstanbul’da vefat eder. Rüya biter. Nokta.

26070a49b117eb589d07ec5a569d9301

Unutmadan, dört katlı köşkün Adalar tarafına bir de kule yaptırmıştır Paşa. Rivayet odur ki, mehtaplı gecelerde kulenin terasında içkisini yudumlar. Altında uzanan akşam mavisine bürünmüş Marmara’ya ve karşıdaki Adalar’a bakarken kim bilir neler neler düşünür o zamanlarda, neler hayal eder…

Sağlığa Paşa!
Mavi Notalı Yazılar

 

Not: Bunları yazarken benim aklımda Clare Teal’in Dream’i var, kulenin terasında düşlediğim Paşa’ya da onu yakıştırıyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s